29 Haziran 2018 Cuma

Biri Bana Türk Kahvesi Fincanı Getirsin

Lafa nasıl gireceğimi şaşırdım. Böyle söyleyince çok şey yazacağımı sandınız değil mi ? Ama yok.
Seçim enkazını üstümden atamadım zaten. Her yerden saçma sapan haberler çıkıyor , seçmen olarak cevap bekleyince küstah küstah cevaplar alıyorsun. Kafam hiç bir şeye basmıyor gibi hissediyorum şu ara kendimi. Aklımdaki tüm fikirler biri söyleyince ortaya çıkıyor gibi , belki de o bile yoktur , gerçekten benim kafam basmıyordur bu gerçeği kabullenmek istemiyorum. Hiç gecikmedik Yeni Türkiye'ye , gözaltılar , provokasyonlar , saçma sapan " gadın beyle denize girsin" . Neyse enseyi karartmayın arkadaşlar diye dümdüz nasihat verdikten sonra kendi küçük dünyamdan bahsedeyim bence.


Tatile giderken azıcık macera kitabı falan okuyayım kafam dağılsın dedim , Dan Brown 'un - Başlangıç kitabını aldım , süründü elimde süründü . İlla ki sevenleri vardır ama ben yapamadım arkadaşlar  , kitap kötü müydü ? Değildi. Ama zor okudum . Hiç öyle tatilde , sahilde uzanırken okunacak kitap değilmiş . Onun dışında bir de Özlem Narin Yılmaz'ın , Kapıyı İçeriden Kilitledim kitabını bitirdim. Başka bir Kürk Mantollu Madonna gibiydi ben beğendim. Bir şapka dükkanı sahibinin hikayesini günlüklerden okuyorsunuz , o kadar güzel ve abartısız anlatılmıştı ki Ruhi Bey'in hikayesi , keşke şapkam olsaydı Ruhi Bey'in elinden çıkma dedim.

Henüz açıklamak için erken ama , önümüzdeki 5-6 aylık vadede Ankara'ya taşınma durumum söz konusu . Evlilik müessesesi kapsamında , olabildiğince çabuk ve sıradan bir şekilde halletmek istiyorum(z) . Ailelerden ziyade , akrabalar burunlarını sokmazsa , gayet sağlıklı bir şekilde bitecek gibi.

Bu yüzden bu aralar alış veriş yapıyorum. Çünkü hali hazırda hiç bir şeyim yok. Alış veriş yapmakta işkence gibi. Her şey pembe , her şey kalpli , her şey beyaz . Ve de çok pahalı , Türk kahvesi fincanı 170 TL olur mu ya ? Bir de her şey gerekli . Öyle diyorlar. 180 kişilik yemek takımına ihtiyacım yok dediğim mağaza görevlisi bile " aaa gerekli ama ya misafir gelirse" diyor. Misafir gelirse nedir ya ?

Ayh neyse bu konuda asla kafanızı şişirmiyorum . Zaten yeni bir hayat kuracak veya evlenecek motivasyonum düşük bu ara , toparlanır kendime gelirsem bakarım sonrasına.

Başka da anlatacak bir şeyim yok.

Sevgiler


25 Haziran 2018 Pazartesi

Suskunluk , Küskünlük , Mecburiyet Halleri

En son yazımda avaz avaz inanıyorum demişim. Sonra daha yazının üstü soğumadan , yüzüme yüzüme yapışmış yazdıklarım.

Cuma akşamı uyumamış , Cumartesi Mitingte daha çok heyecanlanmış ve Pazar günüde sabahın 06:00'sından , gece 00:30'a kadar mücadele ettim ben . Olmadı demeye dilim de , gönlüm de razı değil aslında ama 16 yıldır insanları bu kadar umutlandıran başka bir adam olmamıştı. Bugün olsa yine aynı adamın peşinden giderim , sağolsun ne diyeyim.

Başka bir değerlendirme yapmayacağım tabi ki , çünkü ben sadece seçmenim ve bir de kıdemli müşahit. Politikacıların argümanlarını buraya yazmayacağım .Peşinde olduğum bir diğer kişi meclise girdi ona sevindim , helali - hoş olsun.

Sabah uyandığımda kendimi gerçekten büyük bir boşlukta buldum. Buradan toparlamak lazım ama.
"Ay hadi yurt dışına gidelim" diyenlerden uzak durmak en iyisi , öyle ya da böyle geriye kalan %50 olarak yaşamak ve birbirimize sahip çıkmak zorundayız.  Halledicez , zor olacak , yine defalarca ümitsizliğe düşeceğiz ama bir şekilde başaracağız çünkü dünyanın düzenin böyle döndüğüne dair inancım sağlam.

Akşam evde seçim sonuçları açıklanırken , ter kan içinde bahçeden onu izlerken Efki sinsi sinsi içeri gidip , masadaki peyniri aşırdı ve bir anda buna kahkaha atarken bulduk kendimizi . Yani demem o ki ; gülümseyin.

Siz iyi olmazsanız , ben de olamam.

Öperim.

22 Haziran 2018 Cuma

Olmadı Hızır'ı Çağır - 22. hafta

Ben geldim.

İlk önce Haziran ayının başında ufak bir tatil yaptım. Ayvalık 'ta . Aslında Badavut diye geçiyor. Herhangi bir otelin , cafenin olmadığı bir tatil köyü. Sadece yazlıkçılar var . Yaklaşık 50 yaş üstü Erzincan , Dersim ve Sivas'lı dedeler ve teyzeler. Hayatımda daha önce bu kadar huzurlu ve komün bir tatil yapmadım. Hiç bir şeye para ödemedik. Deniz bedava , şezlong yok. Gün için de bir teyze dolma getirdi , diğeri ekmek arası köfte , termosta içecekler gül gibi 1 hafta geçirdim. Bulmacamı çözdüm ,kitabımı okudum , aynı düşü kurduğum insanlarla kumlarda 25  Haziran sabahlarının hayalini kurdum. 

Geldikten sonra da bayram tatili başladı , İstanbul ne güzel oluyor bayramlarda. Bol bol kitap okudum . Dinlendim. Akraba ziyaretlerini anlatmak istemiyorum , olmamış gibi davranmak en iyisi. 

Ben de herkes gibi , son günlerde sürekli ama sürekli malum seçimleri konuşuyorum. İlk önce " Gel bakalım" dendiğinde başlayan ağlamam , sürekli gözlerimin dolu olması ve tüylerim diken diken olması ile geçiyor. Tabi ki her zaman olduğu gibi yine umutluyum ve bu sefer daha umutluyum. Her ne kadar adil bir seçim süreci yaşamadığıma emin olsam da artık ses çıktığını görmek en büyük mutluluğum. 

Bunun dışında bir de hayatımda bir takım değişikliklerin olduğu bir dönemece giriyorum , bunun için bir takım ihtiyaçlarım var. Mesela buzdolabı gibi. Gidip maaşımdan daha fazla tutarda olan bir buzdolabını çok şükür alabildim. Bu demek ki 1 aydan daha fazla bir süre buz dolabına çalıştım. Ama  hiç alamadığım dönemleri düşünürseniz bence çok büyük bir başarı.  İroni yapmaya çalıştıkça  sinirlenen bir insanım ben . Şizofreniye bile saygısı olamayan bir insan için , kendimi yükseltemem. 

Efki paşa bu aralar uslu gibi. Yaz dolayısıyla tüylerini kestirdik. Gayet neşeli , iştahlı ve yaramaz. Yaramazlık sınırını aştı artık. Gece 02:00'de annemin kaldırıp , terlik getiriyor " hadi oyna benimle" diye. Ama kendisine hayatımın hepsi feda olabilir. 

25. hafta sorusunu cevaplayayım çünkü yazı aldı başını gidiyor. Toparlayamam buradan . Bu aralar en sevdiğin filmler ne , en son tatilde bir akşam Split diye bir film izledim. 25 ayrı karakteri olan bir adamın hikayesiydi , oldukça gerilimli ve başarılıydı. Sonra da zaten bir şey izlemedim. Çünkü tüm vaktim seçim konuşmaları , programları ile geçiyor .

25 Haziran gününün güzel olacağına inanıyorum , bu yüzden 24 Haziran'da gönüllü müşahitlik yapacağım. Çok isterdim sisteme güveneyim akşam da eve gelip , sonuçları izleyeyim ve zafer turları atayım ama son 10 yıldır güven duygumun hepsini yerle bir ettiler . Bu sefer Hızır'ı çağırarak gidiyorum  o sandığa . Çünkü her zamankinden daha umutluyum.
Neyse efendim ufak ufak notlarla bitirdim yazıyı , şöyle gözlerimi kısıp baktım yazıya da gayet saçma olmuş. İdare ederin.