15 Ocak 2018 Pazartesi

3 Haftalık Çelınc -Sanatla Barıştım

Yine koca bir hafta sonundan ( Yaklaşık olarak 2 saat kadar ) sonra haftaya başladım. 

Cuma günü yaşadığım Hangover’dan sonra akşam eve gidip nasıl uykuya geçtiğimi hatırlamıyorum. Cumartesi’de kalktım tek başıma tiyatroya gittim. Bayaa olmuş Reşat Nuri Sahnesine gitmeyeli. Oyundan 1,5 saat önce gidip , kitap okudum. İlk önce oyunu anlatayım sonra kitaba dönerim .




Kahvede Şenlik Var ; Sabahattin Kudret Aksal’ın yazdığı kadın – erkek ilişkilerini anlatan bir eser. Bu sene de Şehir Tiyatroları tarafından sahnelendi. Ben yine 15:00 matinesine gittim , iyi ki  öyle yaptım 60 yaş üstü geliyor o saatte genelde , ve tiyatro oyununu izlemeyi çok iyi biliyorlar. Hepsi telefonunu kapatıyor , bakın sessize almıyor kapatıyor. Oyun aslında metin olarak durağan fakat iyi bir reji ile oldukça hareketli anlatılmış  , kesinlikle sıkmıyor. Ertan Kılıç’ı daha önce birkaç oyunda daha izlemiş ve çok beğenmiştim. Bu oyunda da alkışı kesinlikle hakkediyordu lakin neden cilveli , kibar bir kadını sürekli ince çocuk sesiyle oynuyorlar bunu anlamadım. Son 2 tiyatro hezimetimi dikkate katarsak başarılı bir oyundu efendim.
Gelelim kitaba ; geçen ay Sezgin Abi , İstanbul söyleşisine geldiğinde tavsiye etti bu kitabı bana . Ben de hemen alıp okudum . Özlem Ünaldı – Ah .Nasıl anlatsam bilemedim ama incecik bir kitap , her sayfada mı gözlerini doldurur insanın. ? Hele ki ; hayata küsen bir kadının bir köpek sayesinde yaşama dönmesini anlatınca , bildiğin hıçkırdım. Çok anlatmak istemiyorum ama sanmayın ki , böyle cıvıl cıvıl bir kadına dönüşüyor , olduğu kadını çıkarıyor diyeyim de siz okuyun. Bu kitabı lütfen okuyun , şiddetle tavsiye ediyorum Allah aşkına okuyun.

Sonra da eve gelip 1 bölüm daha Black Mirror izledim. Fakat 4. Bölüm ne  güzel bölümmüş. Onda da ağladım. İlişkiler ile ilgiliydi ve gerçekten çok etkileyiciydi. Hep kendimi sorguladım . Ben ilişkimin süresini başta bilmek ister miydim ? İsterdim diye cevap verdiğimde dizi öyle güzel cevap verdi ki . Bir de karşılıklı güven duygusundan çok güzel bahsetti.
Pazar günü de Suat Derviş’in – Fosforlu Cevriye kitabına başladım. Bu okuduğum 2.Suat Derviş kitabı ve çok sevdim. Dili , kurgusu çok başarılı yine . Filmlerini izlediğimiz Fosforlu Cevriye ‘nin neden fosforlu olduğunu daha iyi anladım. Ve tabi ki şarkının sözlerini. Bitireyim daha detaylı yazarım.
Şimdi ise gelelim çelınça . Yılın 3. Haftası olması dolayısıyla 3 soruyu birden cevapladım. Sonra her hafta birini yazarım.

1. Hafta: Nelere şükrediyorsunuz?
Abarttığımı düşünenler olabilir ama son 1 yıldır ilk şükürüm Efki’ye. Geldiği her güne şükrediyorum. O olmasaydı ben şu anda , şu satırları bile yazamazdım.
Bunlar dışında , ben şükretmeyi de 1 yıldır öğrendim. O yüzden buna öğrenebildiğime de şükrediyorum.
Sağlıklı oluşuma , her evden çıktığımda tek parça eve dönebilmeye , Anneme , kardeşime.
“Çok açım yemek yapın , şarap açın “dediğimde hazır sofraya oturduğum arkadaş sofrasına.
 Bir trafik kazası ve ağır bir hastalık geçiren bedenimin halen daha ayakta ve sağlıklı oluşana.
Vicdanlı  biri olmama , kitap okuma alışkanlığıma .
Ve tabi ki arkadaşlarıma . Benden başka birinin arkadaşı olsalardı çok kıskanırdım.
Sezgin Abi’ye tabi ki , Kün kitabının hayatıma girdiği güne .( ki şükretme kelimesini , anlamı ile birlikte kendisi soktu hayatıma )
Eski şirketime  girdiğim güne şükrediyorum. Bacağımdaki dikiş izlerine .
2012’de blog açtığıma , ve o mantar pano etkinliği ile şahsıma gönderilen , bir köpeğin tren raylarına çıktığı anın fotoğrafına ve o fotoğrafı  bana yollayan turuncu saçlı gadına.
Henüz şükretmediğim, fakat şükretmeyi beklediğim bitişler ve gidişlere

2. Hafta: Evim/yuvam dediğiniz yer hakkında yazın.
 Ne yazılır bilemedim ev için. Temizlik ve düzen hastası bir anne ile yaşamak ne demek bilemezsiniz. Yıllarca önceliği evin bölünmez bütünlüğü ve çamaşır suyu kokusu oldu. Ve hep soğuk bir yer oldu benim evim. Fiziksel olarak bir soğukluktan bahsediyorum. Çünkü sürekli camları açardı annem. Evimiz hiç yemek kokmadı mesela  , deli gibi yemek yapardı ama yemek kokusunu sevmediğinden camlar hep açıktı.
Sonra yavaş yavaş , yemek yapmayan , eşyaları atan bir kadın oldu. Yıllardır halı olan bir ev nasıl olur onu merak ediyorum. Eskiden ufak ufak kilimler vardı, Efki’den sonra onları da attı. Ayağı kayıyordu çocuğun. Canı isterse yemek yapar , istemezse yapmaz. Temizlik haftada 1 gün ,1 saatlik bir eyleme dönüştü. Efki’den sonra zaten tamamiyle bıraktı. Önemli olan Efki’nin rahatı. Keyfi . O yüzden ev şimdi yuva oldu. Aman bozulur korkusuyla giremediğim bir oturma odası ,şimdi keyifle kitap okuduğum yer oldu.
Bir de çok yakın arkadaşım evi var , kendi evim olarak gördüğüm. Yedek anahtarı ben de. Sevgilisi ile birlikte yaşıyor , ki sevgilisi de diğer bir yakın arkadaşım. Oraya gittiğimde de aynı rahatlığı yaşıyorum . İstersem koridorun ortasında elimde bira ile çöküp dedikodu yapıyorum , istersem içip bana ayrılan oda da üstümü ,birinden birinin örtmesini bekleyerek sızıyorum.
Yuva dediğimiz şey böyle bir şey.

3. Hafta: Daha çok/sık yapsam dediğiniz 5 şey.
Aslında şu anda yaptığım şeylerin bir çoğunu yaşadığımı hatırlamak için yapıyorum. Mesela tiyatroya gitmek , mesela spor yapmak .Dağ başında bir yerde emekli hayatı yaşasam ihtiyacım olmaz bunlara. O yüzden bunları daha sık yapsam diyemiyorum.
Ama keşke daha fazla kitap okuyabilsem . Efki ile daha çok koşabilsem. Sadece şu ikisi için daha çok vakit isterim.


Diğer hafta yeni bir soru ile çelınçta görüşme dileklerimi sunarken , daha önce tekrarladığım bir şeyi fotoğrafla kanıtlamak istiyorum. Bir köpeği boynundaki tüyler kadar ne huzur verebilir insana. 

10 yorum:

  1. Evin bölünmez bütünlüğü ve çamaşır suyu ahahhahhha :D
    Yaşasın annelerin domestik isyanı <3

    YanıtlaSil
  2. buraya da nazar duası gelecek... ahhahhaha hay allaaaam :)))

    lisedeki arkadaşlıklarım tam da dediğin gibi, koridorda elimde bira sahnesine dönüşecek sanıyordum olmadı... farkında olmadan üzülüyorum sanırım buna. evinde o denli rahat olabileceğim kimse yok sanırım. gidip bi yerlerde içerleneyim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Koridorum emrine āmāde. Aynı zamanda bahçem de , odam da , banyom da , mutfağım da . ( Mutfağım da bir kase cevizde )

      Sil
  3. Köpekli fotoğraf ne güzel ya,o ne güzel bi sarılma öyle ! Nazar değmesin,mutluluğunuz daim olsun:)

    4. Bölümü ben de sevdim bu arada. Bi de tiyatrolardan ve atmosferden,öncesinde kitap okuduğun ortamdan hep bahset hatta daha uzun uzun bahset olur mu? Tiyatroyu hep çok sevdim ama Istanbul'dayken para ve zaman sıkıntısı bahanesiyle uzak durdum. Şimdi de zaten Türkçe tiyatro yok çevremde. Bi kere baleye bi kere de Ingilizce doğaçlama tiyatroya gittim. Dil engelinden öte, kültür farkından dolayi uzaklastim tekrar. Neyse işte kısacası o ortamı severdim. Okumak çok güzel oluyor:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım , biraz da uslu olsun diye temenni kabul edebilirim.

      Tabi ki bahsederim , zaten o atmosferleri çok sevdiğimden dolayı erkenden gidiyorum , tiyatro salonlarına .
      Okuduğun için de ayrıca teşekkürler :)

      Sil
  4. ne güzel o sondaki foto yaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. değil mi ?
      ben de çok seviyorum kurban olduğumu :)

      Sil
  5. Efki çok tatlı yaaa, ben ki korkuyorum benim bile sevesim geliyor. :) Evin bölünmez bütünlüğünü ben de kendi evimde uyguluyorum ama önce dağıtıp sonra bölünmez bütünlüğe geçiş var bende. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. gel sev bir gün ablası çok isteriz.
      Biz de dağıtamazsın o evi. Asla , zinhar evde her şey aldığın yere bırakılır. :)
      Tabi bu eski zamanda kaldı. Efki tüm dengeleri bozdu

      Sil